Kenan FIRAT.
ÇİFTÇİ VE HAYVANCIMIZIN DESTEKLENMESİ ŞARTTIR ÇÜNKÜ ONLARIN PARASI TÜM SEKTÖRLERİMİZ İÇİN HAYAT SUYUDUR....
22 Nisan 2015 Çarşamba 11:56:11

 

Küçüklüğümde, yani bundan yaklaşık 50 sene evvel, yaz aylarında, bilhassa Perşembe günleri, babamların dükkânına yardıma giderdim. Perşembe günleri Düzce’de Pazar kurulurdu. O gün işler o kadar yoğun olurdu ki yaşımın küçük olmasına rağmen babamın ve amcamın benim yardımıma bile ihtiyaçları olurdu.

 

O yıllarda köylerden Düzce merkeze sadece Perşembe günleri köy minibüsleri inerdi. Bu sebeple de Perşembe günleri hemen hemen her köyden insanlar akın akın şehre indiği bir gündü. O gün tüm köylüler ürünlerini ve hayvanlarını pazarda satarlar, Aynı zamanda da pazardan ve çarşıdan alışveriş yaparlardı.

 

O tarihlerde hem çiftçilik hem de hayvancılık yapan köylümüz bol para kazanırdı. Ve kazandıkları bu parayı Perşembe günleri pazarda ve çarşıda harcarlardı. Dolayısıyla da hemen hemen tüm pazarcının, esnafın ve tüccarın işleri çok iyi olur, bol para kazanır ve yüzü gülerdi.

 

Perşembe günleri köylümüzden pazarcımıza, esnafımıza, tüccarımıza ve sanatkârımıza geçen bu bol para sonrasında da toptancıya, sanatkâra, atölyelere ve fabrikalara geçer böylece onların da yüzünü güldürürdü.

 

O günden bu güne geçen 45 yıl boyunca ülkemizi yönetenlerin yanlış politikaları yüzünden çiftçimiz ve hayvancımız bugün para kazanamaz duruma gelmiştir. Astarı yüzünden pahalıya mâl oluyor diye çiftçimiz tarlasını ekmekten, hayvancımız da ahır ve ağılını doldurmaktan vazgeçmiştir.

 

Bunun sonucu olarak da bugün;

 

Köylerde insan gücü boşa çıkmış yani işsizlerin sayısı artmıştır,
Tarlasından, ahırından ve ağılından ümidini kaybeden köylümüz iş umuduyla köyden kente göç etmiş bu da kentlerde birçok sorunları doğurmuştur,
Tarlalar boş bırakıldığından tarımsal ürünler azalmış ve buna bağlı olarak da iç piyasada tarımsal ürünler pahalanmıştır.
Ahırlar ve ağıllar boş bırakıldığından küçük ve büyük baş canlı hayvan sayısı azalmış ve buna bağlı olarak da iç piyasada hayvansal ürünler pahalanmıştır. Bu azalma ve buna bağlı olarak meydana gelen pahalanma insanımızın pahalı beslenmesine sebep olmuştur, bu da sağlıksız beslenmeyi gündeme getirmiştir.
Bu azalma ve buna bağlı olarak meydana gelen pahalanma rekabet şansımızı yok ettiğinden bu sektörlerdeki ihracatımız azalmış ve döviz girdimizde hatırı sayılır düşmeler meydana gelmiştir.
Bu azalma nedeniyle yetiştirilen bazı tarımsal ve hayvansal ürünler iç piyasa ihtiyacını karşılayamaz duruma düştüğünden ve aynı zamanda da pahalandığından hem ihtiyacı karşılamak hem de meydana gelen pahalılığı aşağı çekebilmek için ithalat başlamış ve döviz yurt dışına çıkmaya başlamıştır, Diğer taraftan bugün, devletimizin de ekonomik durumu iyi değildir. Bu yüzden de devletimiz ne işçisine, ne memuruna, ne de emeklisine doğru dürüst maaş verememektedir. Bu da tüm bu kesimleri geçim zorluğu içerisine düşürmüştür. Memurun, işçinin, emeklinin, çiftçinin ve hayvancının durumu iyi olmadığından buna bağlı olarak da esnafın, sanatkârın, tüccarın, toptancının ve sanayicinin de işi iyi değildir.

 

        Böyle bir ortamda devletimiz sanayiciye ucuz kredi vermektedir. Sanayici ucuz krediyi almakta malı üretip kapısının önüne koymaktadır. Ama tüm kesimlerin ekonomik durumu kötü olduğundan ve alım gücü olmadığından sanayici malını satamamakta ve bu sefer de kredisini ödeyemez duruma düşmektedir.

 

Tarım ve hayvancılığımızın içine düştüğü durum nedeniyle bu sektörlerde imalat yapan sanayicimizin girdi fiyatları yükselmiş bu da sanayicimizin bu sektörlerde ihracat şansını ortadan kaldırmıştır.

 

Bugün köylümüz ve hayvancımız para kazanıyor olsaydı yukarıdaki tüm kötü tablo birden bire tersine dönecekti, yani;

 

Köylerde insan gücüne ihtiyaç doğacağından işsizlik artmayacağı gibi azalacaktı,
Köyden kente göç duracağı gibi göç tersine dönecekti. Kentlerdeki birçok sorunda ortadan kalkacaktı,
Para kazanan çiftçimiz tarlasını boş bırakmayacak ekecek ve yetiştirecekti. Para kazanan hayvancımız ne ahırını ve ne de ağılını boş bırakmayacak hayvan dolduracak ve besleyecekti. Böylece hem tarımsal ürünlerde hem de hayvansal ürünlerde bolluk başlayacak

iç piyasada fiyatlar düşecek ve insanımız ucuza beslenecekti.

Bu artış ve buna bağlı olarak fiyatların düşmesi Türkiye’nin dış piyasalardaki rekabet gücünü artıracağından hem tarımsal ürünlerde hem de hayvansal ürünlerde ithalat duracak ve ihracat başlayacaktı. Buna ağlı olarak da yurdumuza döviz girecekti.
Parası olan köylü şehir merkezine inecek tüm ihtiyaçlarını alacak, Böylece perakendecinin, yarı toptancının, toptancının, sanatkârın ve

sanayicinin de işi düzelecekti.

 

Görülüyor ki köylünün parası her kesime ulaşmakta ve onlara da hayat vermektedir. Ama sanayiciye verilen kredi ve para sadece ve sadece kendisine yaramaktadır.

 

Bir ağacı sadece ve sadece kökünden besleyebilirsiniz. Dalından ve gövdesinden su zerk ederek besleyemezsiniz. Köke döktüğünüz su gövdeye, dallara, yapraklara ve çiçeklere ulaşarak ağacın tamamına hayat vermektedir.

 

Türkiye’ nin kökü çiftçimiz ve hayvancımızdır. Onlara verilecek parasal destek onları kalkındıracak ve onların zenginleşmesine sebep olacaktır. Ekonomik durumu düzelen çiftçimiz ve hayvancımız çarşıya ve pazara inecek alışveriş yapacak böylece de perakendecinin, pazarcının, toptancının ve sanayicinin işi de düzelecektir.

 

 

ÇİFTÇİMİZ ve HAYVANCIMIZIN KARŞILIKSIZ DESTEKLENMESİ:

 

Bu ön saptamalar ve düşüncelerden sonra önerimi aktarabilirim:

 

Profesyonel anlamda çiftçilik ve hayvancılık yapanlara,
Belli bir dönüm ve onun üzerinde tarlası olanlara,
Belli bir sayının üzerinde büyükbaş veya küçükbaş hayvanı olanlara,
Tarlasını ekenlere, ahır ve ağılını dolduranlara,
Ziraat Mühendisi ve Veteriner çalıştıranlara veya onlarla iş sözleşmesi olanlara,
Belirlenmiş araç, makine ve alet parkı olanlara,
Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı olanlara,

 

Tüm masraflarını karşılayacak miktarda karşılıksız kredi vermeliyiz. Tüm masraflar deyince; mazot, gübre, işçilik ve ilaç olarak özetleyebiliriz. Bu krediyi alan çiftçimiz tarlasını ekecek ve böylece de maliyeti hatırı sayılır derecede düşecektir.

 

Bunun sonucu olarak da;

 

Tarımsal ve hayvansal ürün bolluğu meydana gelecektir,
İç piyasada fiyatlar düşecek ve insanımız ucuza besleniyor olacaktır,
Bu sektörlerde imalat yapan fabrikaların girdi fiyatları düşeceğinden çıktı fiyatları da düşecek ve bu da piyasaya ucuzluk getirecektir.
Tarım ve hayvancılıkta İstihdam yaratılmış olacağından işsizlik azalacaktır,
Köyden kente göç duracak hatta göç tersine dönecektir,
Ürün bolluğu ve ucuzluğu nedeniyle ithalalat duracak ve böylece döviz yurt dışına çıkmayacaktır.
Ürün bolluğu ve ucuzluğu nedeniyle rekabet şansımız artacağından ihracat başlayacak ve yurdumuza döviz girecektir.
Artık Türkiye’de hem tarım hem de hayvancılık daha bilinçli yapılıyor olacaktır.
Bugün için kendini zor besleyen Türkiye dünyayı besliyor duruma gelecektir.
Böylece hem köylümüz hem de ülkemiz zenginleşecektir.
Karşılıksız destek için istenen “belli dönüm tarla şartı”, tarlaların birleşerek büyümesine veya insanların bitişik tarlaları alarak dönümlerini büyütmesine sebep olacaktır. Bu da dönüm başına maliyeti düşüreceğinden verim aratacaktır.
Zenginleşen çiftçimiz ve hayvancımız artık teknolojiyi yakalayabilecektir.
Bu sektörler için yabancı sermaye Türkiye’ ye gelecek bu da istihdam yaratacak ve işsizlik daha da azalacaktır.
Para kazanmaya başlayan ve ekonomisi düzelen köylümüz kente inecek ihtiyaçları için her sektörden alışveriş yapacaktır.

Bu harcanan para da her sektördeki sanatkârın, esnafın, tüccarın, yarı toptancının, toptancının, imalatçının, sanayicinin ve ihracatçının para kazanmasına sebep olacaktır. Nasıl bir ağaç sulandığında bu su, ağacın gövdesine ve oradan da dallarına, yapraklarına ve çiçeklerine kadar ulaşıyorsa, bence Türkiye’ nin kökü olan hayvancılık ve çiftçilik yapan köylümüz de bahsi geçen karşılıksız destekle ekonomik açıdan güçlendirildiğinde onun parası da aynı ağacın köküne dökülen suyun tüm ağaca hayat vermesi misali Türkiye’ de ki tüm sektörlere ulaşacak ve onlara da hayat veredektir.

Para kazanmaya ve hareketlenmeye başlayan sektörlerde hem eleman ihtiyacı doğacak hem de yeni yatırımlara ihtiyaç duyulacaktır. Böylece işsizlik süratle azalacaktır.

 

Şimdiye kadar ülkemizi yöneten iktidarlar popülist politikalar uygulayarak devletin paralarını çarçur etmişlerdir. Mesela şimdi AKP döneminde dağıtılmakta olan kömürü örnek gösterebiliriz.

 

Bir aileye bir kışlık kömür verirsen o aileye yaklaşık 1.000 TL lik katkı yapmış olursun. Hâlbuki köylünün desteklenmesiyle hareketlenecek piyasalarda o aileden bir kişi işe girse o aileye yıllık katkı bir anda minimum 7.200 TL ye çıkacaktır.

 

İktidarların görevi; Halka balık vermek ve bir seferlik karnını doyurmak değil balık tutmasını öğreterek ömür boyu karnını doyurmasını sağlamak olmalıdır.

 

 

KARŞILIKSIZ DESTEKLEDİĞİMİZ HAYVANCIMIZ ve ÇİFTÇİMİZDEN BU DESTEK KARŞILIĞINDA NE İSTEYECEĞİZ:

 

Karşılıksız olarak desteklediğimiz çiftçimiz ve hayvancımızdan, Kazandığı para ile kente inmesini, alışveriş yapmasını ve bize yani devletine bu alışverişlerle ilgili olarak topladığı fiş ve faturaları getirmesini isteyeceğiz.

 

Bunun üzerine, verilen karşılıksız destek sonucu zenginleşen çiftçimiz ve hayvancımızın cebindeki para piyasaya akmaya başlayacak ve bu da her sektöre hayat verecektir.

 

BU UYGULAMADA; Çiftçimize ve hayvancımıza verilen para, çiftçimiz ve hayvancımızdan sanayicimize kadar başlayan serüveninde hem KDV hem de gelir vergisi olarak devletimize geri dönecektir.

 

Tabii ki bu önerim uzmanlarca şekillendirilecektir.

 

 

Saygılarımla

Kenan FIRAT

 

Son değişikli: 21.01.2015 

Tüm hakları saklıdır, Sitemizin tasarımı ve içeriği T.C. yasalarınca tescil ile korunmaktadır

Copyrights 2013 @ Düzcelife