Bayram Cafer İZMİRLİOĞLU
KARANLIK YÜZLER 2
7 Mart 2020 Cumartesi 17:06:40

Savaş, insanlığın dramı. Keşke hiç olmasa, Bu ütopik bir temenni olarak zihinlerimizde yer edebilir zira. Savaşlar, her zaman var idi, olmaya devam edecek.

Savaş kavramını insanın kendi özelinden başlayarak sorgulaması mümkün, insanın kendisiyle yaptığı savaş en kuvvetlisi aslında. İnsanın nefsi ile mücadelesi çok önemli, ancak nefis mücadelesinde  kaybediyoruz gibi. Daha çok tüketmek istiyoruz, daha çok biriktirmek istiyoruz, daha kötüsü olabildiğince sahip olduklarımızı göstermek istiyoruz.

Gösterme isteği kimi zaman teşhircilik boyutuna ulaşabiliyor, sistem boş durmuyor, ihtiyaca göre yeni mecralar yaratabiliyor, sosyal medya diye adlandırılan mecranın tümünü bilebilmem mümkün değil, amatör kullanıcısı olduklarım var, mesleğim gereği hakkında okuma yaptıklarım var.

Bana göre teşhirciliğin en tavan yapabileceği platformlar Youtube ve İnstagram olabilir. Özellikle İnstagram daha çok özendirici fotoğrafların seyrü sefer eylediği bir mecra. Mesela ev hanımları paylaşımdan eksik kalmamak adına pişirdikleri yemeği paylaşıyorlar.

Beğenilmek ve takdir edilmek isteği, süreklilik kazanıyor, doyumsuzluk başlıyor, daha çok beğenilmek için boyumuzu aşan işler yapmaya başlıyoruz.

Siz, bir de ergenlik dönemini yaşayan gençlerin yapabileceği paylaşımları tasavvur edin. Bu mecraların yok sayılması, yasaklanması mümkün görünmüyor, yasaklasanız dahi gençler ve bilişimde maharetli olanlar bu engelleri aşabiliyorlar.

O vakit bu problemle yaşamaya devam edeceğiz, baş etmeye çalışacağız. Nefsimize sahip olacağız.

Başka bir izahatta mümkün, köprünün altından çok sular akmasına rağmen Freud’un kişilik teoremine başvurabiliriz.

İd, insanın biyolojik yanını temsil eder, yaramaz bir çocuk gibidir, kural bilmez, yani “id” her zaman “it” lik yapmaya hazırdır.

Ego ise kişiliğin psikolojik yanıdır, denge unsurudur. İd ile süper ego arasında dengeyi sağlar. Dengeyi sağlamak adına kimi zaman savunma mekanizmaları kullanmaya sürükler bizi.

Süper ego ise insanın hayvani yönünü törpüleyen, onun sosyal bir varlık olmasına katkısı olan, örfler ,adetler, ahlak kuralları, din müessesesi , ahlak , vicdan gibi toplumsal değerlerin savunucusudur.

Öyle görünüyor ki, modernleşen insan, bireycileşme sayesinde “id”ine kurban , dolayısıyla “it”e yem olabilmektedir.

Her zaman zaaflarımızdan yararlanmak isteyenler olacaktır, zaaflarımızı paraya, tehdide, bizleri kontrole çevirmek isteyenler olacaktır.

Bunların karanlık dünyasından uzak durmanın yolu, kendimize hakim olabilmemizdir, duygu-düşünce –davranış   birlikteliğinin ve uyumunun sağlanmasıdır.

 

Tüm hakları saklıdır, Sitemizin tasarımı ve içeriği T.C. yasalarınca tescil ile korunmaktadır

Copyrights 2013 @ Düzcelife