Atilla GÖSTERİŞLİ
‘Altımız’ çürük de ‘Üstümüz’ sağlam mı?
28 Ocak 2020 Salı 12:49:17

1999 depremi… En iyi biz biliriz.

Depremin sonrasında merhum Süleyman Demirel, depremi anlatmak isterken, ‘Altımız çürük’ demişti. Bu sözlerin ardından bir yazarımız buna cevap olarak: ‘Altımız çürük de, üstümüz sağlam mı’ diye atıfta bulunmuştu.

20 yıl sonra bugün, ‘Kader-i ilahi’ tekrar baş gösterdiğinde, bir ‘imtihan’ içinde bunun sorgulamasını yapmak gerekecek. Başta tabii ki, devlet kurumları olmak üzere; sivil toplum kuruluşlarının, vatandaşların bir ‘imtihanı’. Bunun için ne kadar da ‘ teslimiyet’ hükmü geçerli ona bakacağız.

1- Deprem uzmanı Prof. Dr. Naci Görür, 3 ay önce, tam da nokta atışı yaparak, Elazığ’da deprem olasılığını tv. ekranlarından Türkiye’ye duyuruyordu. Bunun için hazırladığı projeleri TÜBİTAK ve Devlet Planlama Teşkilatına (DPT) veriyordu. TÜBİTAK ve DPT Naci Görür’ün bu projelerini reddediyordu.

2- Yine 4 yıl önce, 6 Ocak 2016 tarihinde Elazığ Milletvekili Yüksek İnşaat Mühendisi Ali Özcan, kendi alanı da olması sebebiyle, Meclis’e Elazığ fayını hatırlatıyor, ‘tedbirleri görüşelim’ diye araştırma önergesi veriyor. Ak partili 4 Elazığ milletvekili bu oylamaya katılmıyordu. Meclise sunulan bu araştırma önergesi de Ak partili milletvekilleri tarafından reddediliyordu.

3- Yer bilimci Prof. Dr. Cenk Yaltırak, deprem risklerinin azaltılması yönünde çalışmalar yapılamadığını, karşılarına bütçe çıkartıldığını söylüyordu. Yer bilimciye, ukala bir sunucu ‘maliyeti’ sormaya kalktı… Profesör cevap verdi: “ 1 yıl İstanbul’a lale ekmezseniz, bunun maliyeti karşılanır’

4- Depremde yıkılan ve cenazelerin çıktığı ‘Mavi Göl’ apartmanı için 2011 yılında meydana gelen Van depreminde gördüğü hasar nedeniyle ‘oturulamaz’ raporu verilmişti. Hasarlı raporu vardı.

5- Yedi ay önce, 18 Haziran 2019 tarihinde Japonya’nın Yamagata sahilinde 6.8 şiddetinde deprem meydana geldi. Ne ölen oldu ne de yaralanan.

6- Japonlar şimdi, çiçeklerinin ve saksılarının depremden etkilenmemesinin nasıl sağlanacağını araştırıyorlar.

7- Depremin olduğu anlarda Kızılay Genel Başkanı Kerem Kınık Senegal’de Kızılay ofisi açma imza törenine katılıyordu. Kızılay, bu açılış şerefine Senegal’e 2.5 milyon dolarlık yardımda bulundu. Kızılay Başkanı Kınık, Kızılay'ın, başkanlık makamı olarak İstanbul Boğazı'nda aylık 12 bin dolara havuzlu köşk kiralarken, vatandaşlardan ilk iş olarak, 10 lira yardımda bulunmalarını istedi.

8- Elazığ depreminin ardından arama kurtarma çalışmaları devam ederken canlı yayında enkaz altındaki bir kadınla telefonla görüşme sağlandı. Tüyleri diken diken eden görüşme, enkaz altındaki Azize Çelik ile Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi (UMKE) personeli Emine Kuştepe arasında gerçekleşti. Enkazın altında, telefonla konuşan kadının yanında başka bir kadın daha vardı. Komşunun annesiydi. Belli ki Türkçe bilmiyor, Kürtçe konuşuyordu… Ne tesadüftür ki yardım görevlisi ile telefonun öbür ucundaki kadın da aynı dilden konuşuyorlardı. "Ben sana Türkçe söyleyeceğim, sen de ona Kürtçe söyle, tamam mı?... Azize, "Xaltî (Teyze) de", diyordu, "Xaltî". Bu olay, bazı kanallarda defalarca yayınlandı. Ama, bazı ajanslar, videodaki Kürtçe konuşmaları makaslayarak sunuyordu müşterilerine.

9- Algı… Her yerde bu ‘sihirli’ kelime çok kullanılır oldu. Bakanların açıklama yapacağı masada bulunan Elazığ valisi Çetin Oktay, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya açıklama yapacağı sırada: ‘ Kamuoyunda da algı çok iyi şu anda’ dedi... Bu algıdan siz ne ‘algıladıysanız’ artık.

10- Canlar gitmiş, ev’leri başlarına yıkılmış, çoluk-çocuk bilmem kaç derecede, donduran soğuk gecelerde sabahı zor ediyor… CNN muhabiri soruyor: ‘Mutlu musunuz?’ Gelen yardımları kastediyor ya, bir bakış geliyor: ‘Al da başına çal’

Son söz

Aslında ilk söz: ‘Altımız çürük de, üstümüz sağlam mı’

Tüm hakları saklıdır, Sitemizin tasarımı ve içeriği T.C. yasalarınca tescil ile korunmaktadır

Copyrights 2013 @ Düzcelife