Bayram Cafer İZMİRLİOĞLU
KARANLIK YÜZLER 1
19 Ocak 2020 Pazar 20:07:54

Öyle bir süreçten geçiyoruz ki; en ufak mesele de bir başkasını suçluyoruz, bizim hiçbir sorumluğumuz yokmuş gibi.

Deniliyor ki; yahu bu adamı seçtiğimizde çok demokratik, çok nazik idi, gittikçe benmerkezci oldu, kimseyi dinlemez oldu.

Bütün siyasi hareketler ilk başlarda özgürlükçü ve milletin dertlerine dokunuyormuş gibi söylem geliştirirler. Ancak iktidar aygıtı ile tanıştıktan ve hükmetme erkine eriştikten sonra, siyasi hareketin gittikçe devletçi bir çizgiye kayması, hatta eleştirdiği sisteme benzemesi şaşılacak bir durum değildir, çünkü devletin kurumlarından gelen ve millet olarak bizim birinci elden ulaşamayacağımız bilgilere vakıf olması politika üretme şeklini değiştirebilir.

Bir ülkenin insanları üretmekten çok tüketmeye meyilli ise demokratik yollarla iktidar erkini temsil edenler daha doğrusu yürütme görevini icra edenler seçmene kulak vermek zorundadır. Çünkü nihayetinde sonuçta bir gün sandık er meydanına konacak, alınan oylar iktidarın kime ait olduğunu belirleyecektir.

Komşudan çok kargo elemanları kapıları çalıyorsa, adres tariflerinde akraba tanıdıktan çok kargocular sizin adresinizi biliyorsa, siz tüketim sürecinin bir aparatı olmuş vaziyettesiniz demektir.

İhtiyaç olmadığı halde iki altmışıncı ayakkabı sipariş edildi ise bu sizin yönetenlerin beceriksizliği değil sizin görgüsüzlüğünüzdür.

Ucuz krediler ile önden harcama imkanı sunulması kapitalizmin bize sunduğu bir araçtır. Ancak orta gelir grubunda olmana karşın 15 ile 20 sene arasında değişen vadeli araba kredisi alıp, bunu da lüks kategoriden araba almada kullanmak suretiyle harcarsan, değişen ekonomik koşullarda ödeme güçlüğü çekmen, sana safra kusan komşunun değil, senin şahsi iradenin sonucudur. Aynayı kendine tutmanda fayda vardır.

Asgari ücret az diye burun kıvrılırken, gençlerin elinde bir servet değerinde olan cep telefonları kısa süreli kullanılıp yenisi ile sürekli değiştiriliyorsa, aslında gösteri dünyasında yer bulmaya çalışan insanlar olmuşuzdur.

Köyden şehre göç etmiş aylak kümesinin şehirde tutunamamasının sebebi diğeri değil, kendisini geliştirmekten yoksun bırakmış biz ortalama vatandaşlardır.

Hafta sonlarında sosyalleşen küçük esnaf, ailecek avm’lere akın ediyorsan, kredi kartından “cırt” diye giderlerini çektiriyorsan, kendi ipini kendin çekiyorsun demektir. Çocukların şehrin “bright light” ına meftun olmuştur.

Demem o ki; bu ülkede bir söylem aldı başını gidiyor, özgür değilim ; isteyip de yapamadığınız şeyi merak ediyorum.Eve yemek sipariş edebiliyorsunuz, arabalarınızla avm’ler arasında tur yapabiliyorsunuz, meşrebinize uygun mekanlara akabiliyorsunuz, bol bol fotoğraf çektirip sosyal medyadan paylaşabiliyorsunuz, borçlanarak her şeye sahip olabiliyorsunuz. Üretildiği ülkelerde dahi binilmeyen lüks otomobiller her caddede, her sokakta.

Sevgili dostlar;

Kimi seçerseniz seçin, sonunda sizi yönetenlerin  tavırları aşağı yukarı benzer olacaktır. Burada şu sorun olabilir, yorgan biraz kısa geliyor herkese.  Yorganınızı anneniz örtecek değil ya hep, biraz da kendiniz ilgileniverin.

 

 

 

Tüm hakları saklıdır, Sitemizin tasarımı ve içeriği T.C. yasalarınca tescil ile korunmaktadır

Copyrights 2013 @ Düzcelife