Bayram Cafer İZMİRLİOĞLU
MAYMUNLAR SUÇLU…
3 Ocak 2020 Cuma 23:54:19

Yeni bir yıla girmiş bulunuyoruz, herkes yeni yılı kutluyor aslında. Ahalinin itiraz ettiği yeni yıla girerken tüketilen alkole ya da eğlence kültürüne. Bakmayın siz herkesin yeni yıl kutlamalarına karşı çıktığına, herkes kendi meşrebince kutluyor yeni yılı.

Alkol almıyor ama kuru yemişle donatılmış ve meyvelerle görselliği kuvvetlendirilmiş masalarda alkolsüz içeceklerden götürüyor. Nerden mi biliyorum, sosyal medya paylaşımlarından, yapılan dost sohbetlerinden.

Boşuna değil, kendini davaya adamış aydınların gittikçe seküler yaşama yaklaşıyoruz serzenişleri. Toplum hangi mecradan akarsa aksın, benzeşiyor birbirine.

Giyim tarzları, siyasi eğilimleri, yaşam biçimleri farklı olsa da ortak noktaları var bu toplumun.

Mesela bu ülkenin insanları avm’ lerde sosyalleşiyor.

Herkes lahmacuncu, kebapçı, burger king’çi, sosyalleşmenin trendlerini fikirsel zeminlerden daha çok sosyalleşme aracı olarak kullanılan sosyal medya belirliyor.

Geleneksel yemeklere burun kıvrılıyor, ecdadın hamur tatlıları yavaş yavaş eksiliyor masalardan. Adını zor söyledikleri tatlılardan yemek modern kılıyor çoğu genci.

Dini sohbetler artık mahzun taburelerin doldurduğu çay ocaklarında yapılmıyor, daha çok nargile kafelerde icra ediliyor.

Devrim işleri meyhanelerden barlara doğru kaymış durumda.

Herkes paranın peşinde, herkes paranın araç olduğundan bahsediyor, ancak para insanları araçsallaştırmış, dönüştürüyor, tüketim canavarı haline getiriyor.

Kapalı ya da açık, liberal ya da gelenekçi kadının giydikleri kot pantolonların markasını düşünceleri değil, ait oldukları sosyal sınıf daha doğrusu gelir düzeyi belirliyor. Elbette kot pantolonların üzerine giyilenler zevke ve meşrebe göre değişmekle beraber, seçimlerde yine ekonomik güç belirleyici oluyor.

Sosyalleşen insanlar farklı görüşlerden olsa da birlikte takılıyor, bu tutum onların birlikte yaşama arzusunu göstermiyor, aslında kafalarında kendi dünyalarına ait düşünceleri  “keskin inançlı bir şekilde” muhafaza ediyorlar. Ancak beraber takıldıkları ”öteki” aracılığıyla kendi olarak giremeyecekleri ortamlara kolayca akabiliyorlar.

Yaşam biçimlerinin ve yaşama ait davranışlarının fikriyatları ile örtüşmesi gerekmiyor, ancak herkes kendi mahallesine çekildiğinde, biraz vicdanları rahatlatmak biraz da “biz” duygusunu canlı tutmak adına, sanki instagramda fotoğraf paylaşılıyormuş görselliğinde , keskin nutuklar atabiliyor. Ancak mesele yaşama tutunmaya geldiğinde herkes kendinden ödün verebiliyor, eleştirdiğine benzeyebiliyor.

Diyeceğim o ki; şekil on numura, lakin muhteva biraz sıkıntılı.

Her şeyi imaja kurban ettiğimiz günümüzde, Einstein herhangi bir konferansa gelse, giyimindeki o banallikten dolayı çoğu kimsenin dinlemeye gideceğinden şüpheliyim.

Deniyor ki, herkes çok tahammülsüz. Çok normal. Hiç kimse kendisi değil ki. Samimi olanlardan affımı dilerim. Herkes karpuz olmuş, içi başka renk, dışı başka renk. Haliyle insan sürekli tiyatro sahnesindeymiş gibi hissedince kesintisiz beğenilme istediği ortaya çıkıyor, zor bir durum.

Son sözüm, hayvanat bahçesindeki maymunlara, gelen geçenden iki fıstık kapalım diye yapmadıkları soytarılık yok.

Kime kızalım; maymuna mı, maymunu doğal ortamından kopartıp kafese mahkum eden  insanoğluna mı?

Gerçekten bu soytarılaşan maymunlar çok suçlu…

 

 

 

 

Tüm hakları saklıdır, Sitemizin tasarımı ve içeriği T.C. yasalarınca tescil ile korunmaktadır

Copyrights 2013 @ Düzcelife