Atilla GÖSTERİŞLİ
Şeyini şey ettiğimin şeyi!
2 Aralık 2019 Pazartesi 17:27:45

Sürekli bir şeyler oluyor. ‘Daha kötüsü olamaz’ dedikçe, daha da kötüsü oluyor. ‘ O kadar da ileri gidemez diyorduk; o kadar da ileri gidiyorlar. ‘Bu kadarını da yapamazlar’ diyorduk; bu kadarını da yapıyorlar. (A.B.)

Her güne birbirinden daha kötü haberlerle uyanır olduk. Her an her şeyin olabileceği ve hiç kimsenin olan bitenden sorumlu tutulamayacağı bir atmosfer içine girdik. Sürekli çığlık atan ama sesi duyulmayanların çaresizliklerini izliyoruz. Sevgiyi değil öfkeyi besleyenler, hoşgörüyü değil hoşgörüsüzlüğü kutsayanlar, tarihi yeniden yazmaya çalışanlar bizi çıkmaza sürüklüyorlar.
Yıllardır espri yapmak için kullanılan ‘insanlık ölmüş’ lafı, çağımızı anlatan, durumları özetleyen, karanlık gerçekliğimize dönüştü. Öylesine bir hal içine girdiler ki, ‘Otizmli’ çocukları ‘yuhlar’ oldular. Edep yoksunu kişi, ‘Bana oy verin O çocukları bu okuldan göndereyim’ diye seçim propagandası yapmış. Bu zihniyet evlatlarını kaybeden anneleri yuhalatanların zihniyeti ile aynıdır.

Biz bunları geçmişte de gördük. Konya’da, tarım işçisi olarak çalışmaya gelen ailenin 40 günlük bebekleri, bir Aralık günü, bozkır soğuğuna yenilerek öldü. Bir gün sonra yetkililerden donarak değil, doğal yollardan öldüğü, ceset katılığının donma sanıldığı açıklaması geldi.

Adana’da ev kirasını ödeyemeyen, cebindeki son para ancak ıslak odun almaya yeten kadın, sobayı yakmayı başaramayınca saç kurutma makinesini çocuklarının ısınması için açarak, yan odada yaşamını sonlandırdı. Durumunun bilinmediği, eşinin işsiz olduğu açıklaması yapıldı.

Fatih’te 4 kardeş siyanürle hayattan göçmüş gitmiş, Bakırköy’de bir baba eşi ve çocuğuyla, Antalya’da biri çocuk 4 kişilik ailenin hayatı sonlanmışsa, toplumsal depresyonun yüzünü görmek gerekmiyor mu? Ama edep yoksunluğu ile baş etmek kolay değil… Anlamamakla, dinlememekle, bu çabadan utanmamakla, kendisinin yüzünün karardığını bile görmemekle bizi gerçeklikten uzaklaştırma gayretine giriyor. Bal gibi biliyoruz ki, toplumsal depresyonun nedeni o ve benzerlerinin, yaşam dayatmaları ve politik uygulamalarıdır. İnsanlık öldü ve bizler de insanmış gibi yaşamaya mahkûm edildik.

Bu kesim, ‘tartışmalar zaten birkaç güne unutulur’ diye bir başka hamle yapmanın hesaplarına girişir. Onlara göre, unutan bir toplumdur burası; her şeyi unutsa da her şeyi unutacağını mutlaka anımsar.

Ve son söz:

Lakin, bir yol, bir dayanışma yöntemi mutlaka bulunur, her zaman bulunur. Umutsuzluğa düşen, çaresiz hisseden biri varsa, hemen el uzatılması gerektiğini, bütün imkânların kullanılarak bir çare aramak zorunluluğunu bilmek yeterli.

Tüm hakları saklıdır, Sitemizin tasarımı ve içeriği T.C. yasalarınca tescil ile korunmaktadır

Copyrights 2013 @ Düzcelife