Bayram Cafer İZMİRLİOĞLU
YALNIZLIK NEYİMİZ OLUR?
3 Ekim 2019 Perşembe 15:50:22

Mahalle önemli bir kavram, bir mahalleye dahil olmakta. İstanbul’a geldiğimde şehrin içinde mahallelerin olduğu fark ettim. Mesela, Beşiktaş denilince akla modern dünyanın iz düşümü gelir, orada insanların “aşırı bireyci” filan olduğu düşünülür,oysa yakından bakılınca Beşiktaşta üç kuşaktır yaşayan ailelerin olduğunu görürsünüz, bu insanlar birbirini tanırlar, birlikte yaşama kültürünü oluştumuşlardır, kendilerine ait bir yaşam adabı vardır.Hatta Beşiktaş muhitinde bazı mahallelerde Beşiktaş dışında takıma gönül vermek dahi racona ters sayılır.

Esenlerde de mahalleler vardır, yeni bir hayatın, umudun peşine takılıp gelen Anadolu insanı , şehrin karmaşasına ve farklılığına karşı direnç gösterebilmek için ; aynı ilden hatta aynı beldelerden göçen hemşerileriyle birlikte mahalleler oluşturmuştur.Böylece insanlar aynı kültürel dokudan geldiği için birbirlerini daha iyi anlayabiliyorlar belki.

Fatih,Çarşamba da ise “cemaat” eksenli bir mahalle görürsünüz, giyimden kuşama birbirine benzeyen insanların oluşturduğu bir mahalle .

Anadolu’da mahalleler vardır, onlar ise genelde akrabalık bağı üzerine inşa edilmiş mahallelerdir.

Hangi saikle olursa olsun mahalle kültürü aslında insanın yalnızlıktan korkmasından, hayata istikamet verirken birlikte yürüyebileceği kendine benzeyen insanlara ihtiyaç duymasından ortaya çıkıyor bana göre.

Bu da insan oğlunun yaşama tutunurken , duygusal anlamda destekleyici bir ortam içinde olmasını sağlıyor.Cemaatler halinde yaşayıp gidiyoruz, bu gidişat içinde her cemaat kendi doğrularını , kendi yaşam biçimini en iyi sayıyor, elbette imkan bulabilirse kendi yaşam stilini bir diğerine empoze etmek istiyor.

Cemaatleşen toplum adeta “salata” gibi bir tat bırakıyor insan zihninde.Çatalı batırdığınızda salatayı vücuda getiren her sebzenin ayrı ayrı tadını alıyorsunuz. Salatanızı damak zevkinize göre oluşturabilmek elinizde, ancak “mahalleleşen” insan topluluklarında her mahalle kendi tadının daha leziz olduğunu varsayıyor, salatada hangi mahallenin tadının baskın olacağına baskın bireylerin egemen olduğu mahalle karar veriyor.

Oysa cemaatten cemiyete adım atan toplumlarda , mahallelerin ve onu inşa eden bireylerin farklılıkları ,aynı kap içinde pişerek, daha üst bir yaşam adabını ortaya koyuyor.Bu süreci ben biraz aşuraya benzetiyorum, envai çeşit malzeme birlikte pişerek yeni bir tada ulaşıyor, biliyorsunuz yediğiniz ürünün birden çok malzemeden oluştuğunu, ancak işlenmiş çıktının kendini oluşturan girdilerden çok farklı , çok bütünleşik ve daha iç içe geçmiş yapı olduğunu tecrübe ediyorsunuz.

Fikri anlamda da mahalleler halinde yaşıyoruz, eğer düşünce insanı farklı mahalleden ise  ağzı ile kuş tutsa oralı olmuyoruz.Çünkü ona yapacağımız iltifat mahalleli abilerimiz tarafından yanlış anlaşılabilir ve bir anda mahallenin kötü çocuğu olabilriz.

Kendi mahallemizin vasatı , karşı mahallenin ekabirinden daha değerli olmak zorunda kalıyor mecburen.Bu süreç , insanların birbirine tahammül etmesini zorunlu kılıyor, birbirini hoş görmesini ve birbirinden etkilenmesini engeliyor.

İşte bu da ilerleme, olumlu değişim ve birlikte dönüşüm lafları havada kalmasını sağlıyor.

Mahalleler arasında köprüler kurulması gerekiyor, köprüleri kurabilecek mecnunlara ihtiyaç var, mahalleler birbirini anlasın, birbirinden korkmasın, ön yargılar ve kesin kabullerle birbirini doğramasın diye.

Ancak , mecnunların işi zor, dışlanmak olası, hayatlarının zehir olması imkan dahilinde.

Avrupa , Kilisenin ve feodalitenin keskin iki yüzlü kılıcı arasında inim inim inlerken Anadolu’da gönül erleri irşad ediyordu insanları.Böyle bir güzelliği de barındıryor bu topraklar.Günümüzde ise hızla bireycileşen insancıklar kendi dünyalarını her anlamda güvende tutabilmek için kendi mahallesinde horoz olmak istiyor.

Unutmayın ki ,savaşta ilk yıkılan yapılar köprülerdir, dünya her gün örtük bir savaşın içinde olsa gerek, herkes köprüleri yıkmakla meşgul, herkes kendi mahallesini sokaklar bazında sınırlandırmak suretiyle daha da fazla yalnızlığa kürek sallıyor.

Akıp giden hayat içinde kalabalıklar içinde yalnız olduğunu söyleyen insanlara şaşırıyoruz, oysa  insanlara ya bir mahallenin paydaşı olma hakkını veriyoruz ya da kendinden vaz geçerek bizim ona dikte ettiğimiz yaşama tahammül etme hakkını.

 

 

Tüm hakları saklıdır, Sitemizin tasarımı ve içeriği T.C. yasalarınca tescil ile korunmaktadır

Copyrights 2013 @ Düzcelife