Bayram Cafer İZMİRLİOĞLU
EĞİTİMDE KORKUNUN YERİ VAR MI?
20 Eylül 2019 Cuma 17:28:46

Geçen gün evden okula doğru yol alırken  anne ile oğlu arasındaki bir diyaloga kulak misafiri oldum ve bu yazıyı kaleme almamın da nedeni bu tecrübem aslında. Çocuk ilkokula yeni başlamış olmalı.

Çocuk yol kenarında bulunan arabalarının dikiz aynalarına vurmakla meşgul, elbette doğru bir davranış değil. Ya anlık bir öfke boşaltımına tanık oluyoruz ya da çocuğumuzda öfke kontrolü sorunu olmalı, bunları bilebilmem mümkün değil.

Anne ise, çocuğunun davranışını engelleyebilmek için, “ arabaların dikiz aynalarına vurmaması gerektiğini, görenlerin polise bildirebileceğini ve polisin bu istenmedik davranışı cezalandırabileceğini “ anlatıyor.

Bence çocuk eğitimi açısından neresinden tutsanız elinizde kalacak bir ebeveyn- çocuk diyalogu. Birincisi çocuğun aklında polis görmezse ya da bir dış kontrol mekanizması devreye girmezse kendisinin çevreye zarar verebileceği inancı oluşabilir ki, burada vicdan, ahlak ve sorumluk kavramlarını bu çocuğa nasıl kazandıracağız?

Daha kötüsü çocukta polise ve belki de üniformalı tüm mesleklere karşı önyargılı bir bakış açısı ve neticesinde bu meslek gruplarına karşı marazi bir refleks geliştirebilir miyiz, bu da ayrıca düşünülmeli.

Ayrıca burada anne çocuğuna olumlu davranışı kazandırmak istemekte ancak bunu korkutma yoluyla yapmak istiyor. Korkutarak, sindirerek ya da zorla baskı altına almak suretiyle davranış kazandırmak ya da yanlış davranışı düzeltmek, çocukların korku iklimine maruz kalmasını sağlıyor. İşte böyle bir iklimde büyüyen çocuğa dürüstlük, diğergam olma, vicdanlı davranma, hoş görü ve sorumluluk duygularını nasıl kazandıracağız?

Dahası korku ikliminde eğitim sürecinde geçen çocukların başkalarına sevgi duymalarını, saygı göstermelerini, farklılıklara saygı göstermesini,  en önemlisi hakkıyla sosyalleşmesini, topluma entegre  olmasını nasıl sağlayacağız?

Belki de bU çocuklar geleceğin yalnız bireyleri olacak, davranış sorunları yaşayacak, “sosyopatik” davranışlar sergileyecek.

Bilinen gerçek ki , değişmekle birlikte ülkemizde eğitim öğretim faaliyetleri hala korku ikliminde gerçekleşmektedir.

Oysa, bunun tam aksini de mümkün kılmak mümkün, insancıl bir bakış açısı ve herkesi kapsayan bir eğitim sürecinde herkes sürecin paydaşı olacak, sevgi, saygı, empatik davranabilme, adaletli tutum geliştirebilme, fakire ve güçsüze yardım eli uzatabilme, velhasıl kendi özgün yolunu en az hasarla inşa edebilme imkanına sahip olacak.

Korku yerine insanı odak alan eğitimde güce değil  hakkaniyete , hor görmeye değil hoş görmeye alışkın olacak insanlar.

Son söz niyetine de şunu söyleyerek ; yazımı bitireyim: “ Korkunun hakimiyeti korkutma sürecinin delinmesi ile son bulacaktır.Dünün korkakları bugünün korkutanları olacaktır.Bu da toplumsal yaşam için hayırlı bir yol olmasa gerek.”

 

Tüm hakları saklıdır, Sitemizin tasarımı ve içeriği T.C. yasalarınca tescil ile korunmaktadır

Copyrights 2013 @ Düzcelife