Muteli MÜTEFEKKİR
SEÇİM HAKKINDA BAZI İZAHATLAR
28 Mayıs 2018 Pazartesi 18:19:40

"Biz çok net söylüyoruz, seçimler AK Parti döneminde her daim vaktinde oldu, 2019’da vaktinde olacaktır, erken seçim yoktur, vaktinde seçim vardır. Bunu daha kaç defa tekrar edeceğiz. Yok diyoruz, yok diyoruz, yok diyoruz"   (1 Mart 2018 Bekir Bozdağ)

 

2019'un Aralık ayında yapılması planlanan seçimlerin 17 ay öne çekilmesi AK Parti-MHP-BBP'nin yer aldığı Cumhur İttifakı bloğu dışındaki partilerde bir şaşkınlık doğurduğunu söyleyebiliriz. Partilerin ve bağımsız adayların neredeyse hepsinin iki ayağı bir papuçta. İki aylık bir zaman diliminde siyasilerin ne kadar başarılı ve etkili bir çalışma programı çıkarabilecekleri ve bu programı faal biçimde uygulayabilecekleri şimdilik meçhul. Doğrusu seçime 17 aydan fazla bir süre varken ittifak bloklarının oluşturulmaya çalışmasının altında erken seçim yattığından şüphelenmiyor değildim. An itibariyle hükumetin söylemlerine inanan ve seçimin öne alınmasını beklemeyen siyasi adayların işlerinin hem zaman hem de imkan bakımından epey güç olduğu bizce makuldür.

Partiler şu ana kadar devlet politikalarını kısmen de olsa açıklamış değiller. Siyasi partiler ve diğer bağımsız adaylar propagandalarını devleti nasıl yönetebilecekleri üzerinden yapmak yerine her seçim öncesi olduğu gibi belirli kalıplaşmış ifadeleri kullanarak manipülasyon ve demogoji yoluyla sandığa oynayıp oynamayacakları az çok belli olmaya başladı. Siyasi isimlerin ve partilerin bir kısmı fiilen vatana ihanet içerisinde olmadıkları halde bir kısım seçmen kitlesi ve medya tarafından şer ittifakına dahil edilebiliyorlar. Akıl küçülten diyaloglardan bir tanesi de siyasilerin eşlerinin ırkı. İslam dinine göre Müslüman bir erkek herhangi bir dine ve ırka mensup kadınla evlenebilir. Bu davranış herhangi bir kınamayı gerektirmez. Eğer eşi Türk olmayan herkesi ihanet şebekesine dahil etmemiz gerekiyorsa bu şebekenin başını Osmanlı Hanedanı ve hatta Hristiyan bir kadın olan Maria ile evlenen Hz. Muhammed çekiyor. Bu muhteva bakımından düşük kalite cümlelerin siyasi fikirlere yön verebildiğini görmek de içler acısı bir durumdur.

Siyasi partilerin kendi aralarında görüşmelerde bulunmalarında veya yurtdışı temaslarda bulunmasında herhangi bir sıkıntı yoktur. Nitekim bu eylemler toplumsal ve devletsel ilişkilerin tamirinde, nefretin kırılmasına bir araçtır. Önemli olan görüşmelerde ne konuşulduğu ve nasıl bir sonuç alındığıdır. Ancak tarafı olmadığımız bir grup veya kişi ile tarafı olduğumuz grup ve kişilerin aynı eylemlerini farklı değerlendirebiliyoruz. İşbu düşüncenin en büyük zararlarının başında vicdanı öldürmek, aklı köreltmek gelir.

Meclis dışı partiler ve bağımsız adaylar için seçim süreci sadece zaman olarak sıkıntılı geçmeyecek olup maddi anlamda da oldukça külfetli ve maliyetli geçecektir. Seçim yardımları Sözcü'nün konuyla ilgili haberine göre şu şekildedir:

''Siyasi partilere bu yıl başında toplam 273.7 milyon lira verildi. AKP'ye 139 milyon lira, CHP'ye 71.1 milyon lira, MHP'ye 33.4 milyon lira, HDP'ye de 30.2 milyon lira aktarıldı. Erken seçim nedeniyle ise toplam 547.4 milyon lira daha ödeme yapılacak. AKP 278 milyon, CHP 142.2 milyon, MHP 66.8 milyon ve HDP de, 60.4 milyon lira daha alacak. Böylece toplamda siyasi partilere bu yıl aktarılan toplam tutar 821.1 milyon lirayı bulacak.''

Yukarıda yer alan rakamlara Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu ise ''“Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa; Yaşasın, kefenimin kefili karaborsa!” şeklinde bir mesajla tepki gösterdi.

        Seçim yardımı alabilmenin yolu %3 oy almaktan, mecliste sandalye çıkarabilmenin yolu ise %10 oy almaktan geçiyor. Yani %3 oy oranını yakalayan bir partinin alacağı seçim yardımlarıyla birlikte sonraki seçimlere daha iddialı olma ihtimalı zayıftan biraz yüksek görünüyor.

         Bir diğer gündem Abdullah Gül’ün muhtemel adaylığı idi. Gül aday olsaydı. Erdoğan'a hangi gerekçeyle oy vermeyen Milli Görüşçüler aynı gerekçeyle Gül'e de oy vermeyecekti. AK Parti Gül'ün adaylığını ihanet olarak lanse edeceğinden AK Parti - MHP tabanından da oy alamayacaktı. Kürtler ve HDP tabanı Demirtaş-Erdoğan ikilisi arasında tercih yapacak. Gül'e buradan da oy çıkmayacaktı. CHP ise bir daha Ekmeleddin İhsanoğlu faciasını yaşamamak için sağ kanattan bir aday üzerine ittifak kurmayacaktı. İYİ Parti ise Meral Akşener üzerinden şansını zorlayacak, Gül'e yine buradan oy çıkmayacaktı.

Seçim sistemi başlı başında bir sorun. AK Parti'nin en çok milletvekili çıkardığı ama aynı zamanda en düşük oy oranını aldığı seçim girdiği Kasım 2001 seçimiydi. Yeni bir sistem olan Başkanlık Sistemi'nin resmen yürürlüğe gireceği 24 Haziran 2018 seçimi memleketimize hayırlı neticeler getirsin. Bu seçim sürecinde bir vatandaş olarak tek beklentim; seçmenlere her kanaldan doğru, şeffaf, hakkın batıla, batılın da hakka karıştırılmadığı bir düşünce zeminin sağlanabilmesidir.

 

Tüm hakları saklıdır, Sitemizin tasarımı ve içeriği T.C. yasalarınca tescil ile korunmaktadır

Copyrights 2013 @ Düzcelife